Sibel Suiçmez: Sekü’de Maden Çalışmalarına Derhal Son Verilsin

CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Giresun İdare Mahkemesi’nin iptal ve yürütmeyi durdurma kararına rağmen Alagöz Maden’in Giresun’un Tirebolu ilçesindeki Sekü Köyü’nde sondaj çalışmalarına devam ettiğini belirtirken, “CHP olarak Sekü direnişçilerinin yanında olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Hükümeti acilen göreve çağırıyoruz: Giresun Tirebolu Sekü’deki tüm maden faaliyetleri derhal durdurulmalı ve mahkeme kararları eksiksiz uygulanmalıdır. Karadeniz’deki tüm maden ihaleleri iptal edilmeli; su havzaları, ormanlar ve yaylalar madenciliğe kapatılmalıdır. Siyasi bağlantılı şirketlerin hukuksuz girişimlerine karşı bağımsız bir soruşturma başlatılmalı; vahşi madencilik politikası köklü bir değişikliğe uğramalıdır” dedi.

TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Suiçmez, “Karadeniz’in doğal zenginlikleri göz göre göre talan edilmeye devam ediyor. Toprak, su, orman ve yaşamın tüm kaynakları iktidarın paravan şirketlerine peşkeş çekiliyor. Maden sahası için ruhsatlandırılan topraklar, Ordu’nun yüzde 74’ü, Giresun’un yüzde 85’i, Trabzon’un yüzde 77’si, Artvin’in yüzde 71’i ve Gümüşhane’nin yüzde 90’ından fazlasını kapsıyor. Orta ve Doğu Karadeniz neredeyse tamamen gözden çıkarılmış bir coğrafya haline gelmiştir. Bu talan durumu yalnızca Karadeniz ile sınırlı değil” şeklinde konuştu.

Ayrıca, Kütahya’nın yüzde 92’si, Kaz Dağları çevresinin yüzde 79’u, İzmir’in yüzde 70’i ve Muğla’nın yüzde 59’u maden sahalarına ruhsatlandırılmıştır. “Bu iktidar için toprağın, tarımın, havanın, suyun ve yaşamın ne önemi var?” diye soran Suiçmez, “Şirketleri daha zengin yaparak kalkınalım diyorlar. Ama biz kalkınmanın toprakla, tarımla, hayvancılıkla, turizmle ve yaşamla olacağını savunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Giresun halkının, Tirebolu’nun ve Sekü Köyü’nün köylülerinin bu duruma karşı ayakta olduğunu vurgulayan Suiçmez, “Alagöz Maden, Giresun İdare Mahkemesi’nin iptal ve yürütmeyi durdurma kararına rağmen sondaj çalışmalarına devam ediyor. Jandarma eşliğinde yapılan gece operasyonlarıyla köylülerin hareket özgürlüğü kısıtlanıyor. Bu, yalnızca bir köyün ya da ilçenin meselesi değildir. Bu durum, Karadeniz genelinde yayılan bir sömürge madenciliği düzeninin parçasıdır. Eğer hemen durdurulmazsa, bir sabah uyandığımızda Karadeniz’in tüm şehirleri bu talanı görecektir. Bekleyecek zaman yok; bugün harekete geçmeliyiz. Toprağımıza, suyumuza, emeğimize ve yaşamımıza birlikte sahip çıkmalıyız” dedi.

Trabzon’un yaylaları, dereleri, ormanları, temiz havası ve alın teriyle var olan emeği, ihale masalarında parça parça satışa çıkarılıyor. Bu süreç, yalnızca toprağın ve doğanın değil; Trabzon’un geçmişinin, geleceğinin, kültürünün ve kimliğinin de kaybolması anlamına gelmektedir. AKP iktidarı döneminde toplam 386 bin maden ruhsatı verilmişken, Cumhuriyet’in ilk 79 yılında sadece bin 186 ruhsat verilmişti. Son dönemde bu sayı 325 kat artmıştır. MAPEG’in son mega ihalesiyle 67 ilde 485 ruhsat sahası, toplam 548 bin hektar daha talana açılmıştır. Bu alanlar çoğunlukla siyasi bağlantılı şirketlere ve yabancı ortaklara verilmekte, çıkarılan madenler ham halde ihraç edilmekte, asıl kazanç birkaç holdingin cebine gitmektedir ve yıkımın faturası halka ve doğaya ödenmektedir. Çevresel yıkım, suyun zehirlenmesi, köylerin boşaltılması ve yaylaların yok edilmesi nasıl engellenecektir? Hükümetin ‘rehabilitasyon’ ve ‘kalkınma’ söylemleri gerçeği gizlemeye yetmemektedir.